USTA

'Albümleri' forumunda reis tarafından 27 Şubat 2017 tarihinde açılan konu

  1. USTA

    Ellerinden değil ayaklarından öpüyorum
    Sebebim ustam koca babam
    Sana yazıyorum ey gidi ihtiyar
    Ellerinden değil ayaklarından öpüyorum

    Köylüydün belki ama onurlu mağrur
    Bilirdin bir çok şeyi bir çok bilenden
    Sıcaklar altında orak sallayan
    Güneşten kavrulan teni bilirdin
    Kendini bilirdin kendini
    Köylüydün belki ama

    Onaltı yaşındaydım
    “Birgün Türkiye tanıyacak” diyordum beni
    Rençberiydim vahşi ve çılgın saflıkların
    Gülerdim benden ileri ve geri olanlara
    Dengesiydim her ikisinin
    Çocuksu saf masum gülerdim
    Birazda erkekçe
    Onaltı yaşındaydım

    Kırıldım belki defalarca bil ki eğilmedim.
    Utanmadım ruhuma çizilen resminin yırtılışından
    Bir gül dalıydım koparılan çelik bir kol
    ”Her fırsatta kasırgalaşan yellerin de
    Yerlerinde yeller eser” diyebilecek kadar büyümüştüm
    Kırıldım belki defalarca bil ki eğilmedim

    Bu ezan hani selâya çıkar baba
    Nefesim acıyor
    Sözlerim gözde kaldı artık kaşlarım sual
    Duymasın güzellerin gülü can birazdan gideceğimi
    Birikmesin gözlerinde intihar yüklü bulutlar
    Bende yolculuk telaşı var
    Bu ezan hangi selâya çıkar baba

    Vurgun yedim baba vurgun
    Oltu taşı tesbihim tütün tabakam ve siyah çakmağım şahit
    Bir de yüreğime çizdiğim resmin vardı yanımda
    Üç damla kan düştü geceye üç damla baldıran zehri
    Vurgun yedim baba vurgun

    Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba
    Altından azgın suların geçtiği demir köprüde olacaktık
    Rakip de olacaktı
    İkimizin elinde iki ondörtlü ve gece
    Birbirimize sıkarak koşacaktık birbirimize
    Yıldızlar yağacaktı üzerime beni sabaha götüren
    Ben böyle düşünmüyordum ölmeyi baba

    Bir gece düşüme giren ihtiyar adam
    ”Murad olsun söyleyim oğul” dedi
    ”Zafer nerde gizlidir” dedim
    “Ömrüne ömür can güzelin yüreğinde”
    ”Peki güneş nerde saklanır” dedim
    ”Yavuzun atının ak yelesindesindeki sırdır oğul” dedi
    Bir gece düşüme giren ihtiyar adam

    Burda insanların yalnız ağzı var
    Siyah beyaz bir fotoğrafın içindeyim muzdarip
    Düşüncelerim kurşuna dizildi sabaha karşı
    ”Esselatu hayrun minen nevm” derken ezanlar
    Açıldı sonsuza giden yol
    Burda insanların yalnız ağzı var

    Ne açtı yüreğini güzellerin gülü can
    Ne de beyaz atın yelesindeki sırra erdim
    Ve buyur eyledi ötelerden o ihtiyar adam
    “Hoşgeldin oğlum Osman hoşgeldin”
    Ne açtı yüreğini güzellerin gülü can
    Ne de beyaz atın yelesindeki sırra erdim

    Şiir-Müzik: OSMAN ÖZTUNÇ
     

Bu Sayfayı Paylaş